Kadın Hastalıkları

Adet düzensizliği neden olur? Doktora ne zaman başvurmalıyım?

Adet düzeni kadından kadına ve hatta aynı kadında farklı yaşlarda ve çeşitli nedenlerle değişken olabilir.

İlk adet olduğu yaşlarda hormonal denge belli bir müddet düzenli adet döngüsü sağlanmayabilir. Yaş ilerlemesi ile adet döngüsünde kısalma, miktar ve süresinde azalma da gözlenebilir.

Genel olarak 21 ile 35 günde bir olan, 3 ile 7 gün arasında süren ve kan kaybının ciddi olmayan adet döngüsü normal sayılır.

Adet kanamanız bu normal döngü kurallarına uymuyorsa, ya da son dönemde ciddi değişiklikleri gözlemlediyseniz kadın doğum uzmanına başvurmalısınız. Doktor sizi muayene eder, ultrason ile yumurtalıkları değerlendirir ve gerekli olduğunu düşünürse adet döngüsünü yöneten ve bu döngüyü etkileyen hastalıkları araştıran kan testleri yapmanızı önerir.

Adet düzensizliklerin çoğu geçici olan durumlardır ve sağlıklı kadınlarda bile zaman zaman alışagelmiş döngüden sapmalar izlenebilir. Bununla birlikte kanama düzensizliği ciddi hastalıkların habercisi de olabilir.

Adet düzensizlikleri nasıl tedavi edilir?

Adet düzensizliği şikayeti ile başvurduğunuzda muayene ve ultrason yapılır, hormon ölçümleri ve kanamayı etkileyebilen kan değerleri ölçülür, gerekir ise rahim iç yüzeyinden veya rahim ağzından örnekler alınır.

Muayene ve tetkikler ile adet düzensizliğin sebebi saptandıktan sonra nedene yönelik tedavi uygulanabilir.

Ciddi sebebi olmayan ve yumurtalıkların hafif çalışma bozukluğundan kaynaklanan durumlarda doğum kontrol hapı de dahil, diğer hormon içeren düzenleyici ilaçlar kullanılabilir.

Belirgin hastalık olmadan rahim iç yüzeyinin iyi huylu düzensiz büyüme ve kalınlaşmalarda (benign hiperplazi denen durumlarından) kaynaklanan fazla kanamaları gene düzenleyici ilaçlar ile veya rahim içine konulan özel hormonlu spiral ile tedavi edilir. İleri yaşlarda meydana gelen ve rahim iç yüzeyinin iyi huylu düzensiz büyümelerden kaynaklanan kanamaları endometrial ablasyon denen özel cerrahi işlem ile rahimin iç yüzeyinin ortadan kaldırılması ile tedavi edilebilir.

Miyom ve poliplerden kaynaklanan kanamalarda cerrahi olarak bu tümörlerin veya belirli durumlarda, özellikle ileri yaşlarda ve gebelik beklentisi olmayan hastalarda rahimin çıkarılması ile de tedavi edilebilir.

Doğum kontrol haplarının yan etkileri var mı?

Sağlıklı kişilerde de olmak üzere, özellikle doğum kontrol hapların kullanmaya başladığınız ilk birkaç haftada hafif yan etkileri görülebilir. Bunlar memelerde dolgunluk, hafif mide bulantısı, şişkinlik hissi, Hafif ve lekelenme tarzında olan küçük ara kanamalardır. Bu etkiler geçicidir, vücuda zarar vermez ve ilaçların düzenli kullanımı ile hızlı geçer. Geçmeyen bu tür yan etkilerin varlığında doktor ile görüşülerek farklı bir oral kontraseptif türü (farklı içeriği veya hormon miktarı farklı olan) ilaç tercih edilebilir. Hormon içeren ilaç kullandığınızda ciddi inatçı baş ağrıları, bacaklarda uyuşmalar, ağrı ve şişlikler, geçmeyen düzensiz kanamalar var ise ilacı kesip doktorunuza danışmalısınız. Bu durum daha önce tespit edilemeyen hastalıklara işaret olabilir.

Doğum kontrol hapları sağlıklı kişilere herhangi bir zarar vermez veya sağlığını bozmaz. İlerde gebe kalma potansiyelini etkilemez, yumurtalık çalışmasını bozmaz.

Doğum kontrol hapların uzun süre kullanmanın birçok yararlı etkisi de vardır. Hormonal düzensizliği önleyerek yumurtalık ve meme kistlerin gelişimini azaltır, adet ağrıları azaltır, adet öncesi duygu durum düzensizlikleri, gerginliği azaltır, uzun vadede yumurtalık kanseri ve kalın bağırsak kanseri oranı azaltır. Düzensiz rahim iç yüzeyi büyümelerin önüne geçerek adet kanamaları azaltır ve düzenler.

Kronik karaciğer ve böbrek hastalıkları, kan pıhtılaşma bozuklukları, ciddi migren ve ailesel kalp damar hastalıkları olan veya yaşı ileri olan, 35 yaş üzerinde ve sigara içen kadınlarda ise görülebilen yan etkilerden dolayı doğum kontrol hapları kullanılmaz, bu kişilerde prezervatif veya rahim içi araç yöntemi kullanılması önerilir.

Korunmadığım ve gebelik istediğim halde gebe kalamıyorsam, ne zaman doktora başvurmalıyım? Ne tür araştırma yapılır?

Sağlıklı bir çiftin bir ay için gebelik oranı yaklaşık %20-25; bu oran bir yıl için %80 e ulaşır. Yani korunmayı bırakır bırakmaz gebeliğin elde edilememesi endişe verici bir durum değildir ve hemen araştırılmasına gerek yok. Burada anahtar kelime ‘’Sağlıklı’’dır ve dikkat edilecek birkaç nokta var. Çiftin veya kadının yaşı ileri ise, adet düzensizliği yaşanıyorsa, kadında ağrılı adet, ağrılı cinsel ilişki veya sürekli kasık ağrıları, akıntı gibi üreme organlarının hastalıklarına işaret edebilecek şikayetleri varsa doktora beklemeden başvurulmalıdır.

Korunmayı bırakmadan önce yapılan muayene ve ultrason ile kadının genel sağlığı değerlendirilir, prekonsepsiyonel dediğimiz gebelik öncesi danışma verilir ve gebelik öncesi önerilen tetkikler yapılır.

Sağlıklı olduğu düşünülen çifte 1 yıl kendiliğinden gebe kalması beklemesi önerilebilir. 1 yılda, korunmadan ve düzenli ilişkiye rağmen gebe kalamayanlara ise infertilite tanısı konularak araştırma önerilir. Kadın ve erkek de muayene edilip değerlendirilmelidir. Kadında yumurtalığın gebelik için potansiyelini (yumurtalık rezervini)değerlendirilmesi için adet kanamasınn ilk günlerinde FSH, LH, Estradiol hormonlarına bakılr, ultrason ile yumurtalık değerlendirilerek antral folikül denen olgunlaşmamış ve daha sonra yumurta oluşturabilecek hücre sayısı değerlendirilir. Genel olarak yumurtalığın gebelik potansiyelini gösteren anti mülleryen hormon düzeyi de bakılabilir. Gebeliğin meydana gelmesini engelleyebilen veya sağlıklı gebeliğin devamı için tehtid oluşturan hastalıkları gösteren tiroid hormonları ve prolaktin hormonu düzeylerine de bakılr.

Rahim yapısının düzenli ve tüplerin de sağlıklı ve açık olması da önemlidir ve bunlar histerosalpingografi denilen özel rahim filmi ile değerlendirilir. Rahim ve tüplerde yapı bozukluğu düşünülürse histeroskopi ve laparoskopi denilen hem tanı hem tedavi olanağı sağlayan cerrahi işlemler önerilebilir.

Erkekte ise üroloji uzmanı tarafından yapılan muayene dışında sperm sayısı, hareketliliği ve yapısını değerlendiren spermiyogram testi yapılır.

Tüm bu araştırmalardan sonra infertil çiftlerin bir kısmında bilinen herhangi bir bozukluk saptanamaz ve buna açıklanamayan infertilite denir. Tüm infertil çiftlere uygun yardımcı üreme yöntemleri önerilir.

Hamilelikten korunma yöntemleri nelerdir?

Prezervatif, oral kontraseptif denen doğum kontrol hapları, halk arasında spiral diye tabir edilen rahim içi araçları, vajinal halka, vajinal köpük, kadın kondomu, aylık yapılan koruyucu iğneler, deri altı implantları ve cerrahi yöntemler gibi çok çeşitli doğum kontrol yöntemleri mevcuttur.

Bariyer koruyucu yöntemi olan prezervatif, gebelikten korunmasının yanında cinsel yol ile bulaşan hastalıklardan da koruduğundan dolayı önemlidir. Cinsel ilişki sırasında sarılıklara, AIDS hastalığına, rahim ağzı kanser ve cinsel siğillere sebep olan virüslerden, cinsel organ ve genel vücut hastalıklarına sebep olan gonore, sifilis mikrobundan ve çeşitli cilt döküntülere neden olan hastalıkların bulaşmasından prezervatif kullanımı ile büyük ölçüde korunmak mümkün.

Prezervatif korunma başarısı %70-80 civarındadır. Bunun anlamı, prezervatif ile korunduğunuzda gebelik riski korunmayan kişilere göre sadece %20-30 oranında olur.

Düzenli ilişkisi olan ve hormon içeren ilaçların kullanılmasında sakıncası olmayan kadınlarda doğum kontrol hapları, vajinal halka, aylık yapılan koruyucu iğneler, deri altı implantları tercih edilebilir. Bu yöntemler oldukça güvenilir ve başarı oranları % 95-97 oranındadır.

Kronik karaciğer ve böbrek hastalıkları, kan pıhtılaşma bozuklukları, ciddi migren ve ailesel kalp damar hastalıkları olan veya yaşı ileri olan, 35 yaş üzerinde ve sigara içen kadınlar rahim içi araç ( spiral) tercih edebilirler. Rahim içi araç da oldukça güvenilir bir yöntem, koruyuculuğu % 90-95 civarındadır.

Ailesini tamamlayan ve gebelik beklentisi olmayan veya gebelik durumunda ciddi sağlık sorunu yaşayabilecek kişilerde ise daha kesin ve geri dönüşümsüz olan cerrahi yöntemler ile tüplerin bağlanması yapılabilir.

Hiçbir korunma yöntemi, cerrahi yöntemler de dahil olmak üzere, %100 oranında gebelikten korunmadığı unutmamak gerekir. Beklenmeyen adet düzensizliği durumunda doktora başvurulmalıdır.